T24 Haber Merkezi
CHP Grup Başkanlığı, Halk TV’nin İstanbul’daki binasına sabah saatlerinde düzenlenen polis operasyonu ve kanala kayyım atanmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, karara tepki gösterilerek, operasyonun “muhalif medyaya dönük sistematik baskının yeni ve utanç verici bir halkası” olduğu belirtildi. Metinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun kanalı RTÜK’e şikâyet ettiğini söylemesi üzerine gelen tepkilere de değinerek “Bize saldırmanın bir maliyeti yoktur; kayyım atayanları eleştirmenin ise açık bir bedeli vardır. Bu kolaycılığı anlıyoruz ancak bu, gerçekle yüzleşmenin yerini tutmaz” ifadeleri kullanıldı.
Halk TV’ye sabahın erken saatlerinde polis operasyonu düzenlendi. Polisler arama yaparken, kanalın bulunduğu yol trafiğe kapatıldı ve çalışanların binaya girişine bir süre izin verilmedi. Başsavcılığın açıklamasında, ihale süreçleriyle bağlantılı olarak 14 milyon 464 bin lira tutarında kayıtsız rüşvet ödemesi yapıldığı iddia edildi. Ayrıca ilgili şirket üzerinden alınan işlerde ihale bedellerinin üzerinde fahiş fiyatlarla ödeme gerçekleştirildiği ve elde edilen gelirlerin Mahiroğlu’na ait olduğu veya Mahiroğlu’nun ilişkili bulunduğu değerlendirilen şirketlere aktarıldığı kaydedildi. Soruşturma kapsamında 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. 14 Ekim 2026 sabahı düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 11 kişi gözaltına alındı.
CHP Grup Başkanlığı, Halk TV’ye yönelik operasyon ve kanala kayyım atanmasına ilişkin yaptığı açıklamada, müdahalenin “halkın haber alma özgürlüğüne ağır ve doğrudan bir darbe” olduğunu belirtti. Kanal çalışanlarının iş yerlerine girişlerinin engellenmesine tepki gösterilen açıklamada, soruşturmanın hukuki güvenceler çerçevesinde yürütülmesi, sürecin şeffaf biçimde açıklığa kavuşturulması ve çalışanların özlük haklarının korunması çağrısı yapıldı.
Açıklamada, kanalın canlı yayınının engellenmesinin kabul edilemez olduğu belirtilerek, “Yayın politikası, kanalın kendi habercileri dışlanarak ve dışarıdan dayatılarak belirlenemez” denildi.
Açıklamada, Halk TV’ye kayyım atanmasını eleştirmek yerine CHP’ye yönelik eleştirilerde bulunanlara da tepki gösterildi; “Bize saldırmanın bir maliyeti yoktur; kayyum atayanları eleştirmenin ise açık bir bedeli vardır” denildi.
CHP Grup Başkanlığı, süreci yakından takip edeceklerini belirterek, “Halkın haber alma özgürlüğüne ve medya çalışanlarının haklarına zarar verecek her türlü adımın karşısında duracağız” sözlerine yer verdi.
CHP’nin açıklamasının tamamı şöyle:
“Halk TV’ye yönelik şafak operasyonu, muhalif medyaya dönük sistematik baskının yeni ve utanç verici bir halkasıdır. Kanal sahibinin ticari faaliyetlerine ilişkin soruşturmalar gerekçe gösterilerek gerçekleştirilen el koyma işlemi, halkın haber alma özgürlüğüne ağır ve doğrudan bir darbe indirmiştir. Çalışanların potansiyel suçlu muamelesi görerek iş yerlerine girmelerinin engellenmesi ise medya tarihinin kara sayfalarına eklenecek niteliktedir.
Ülkeyi tek kişilik irade ve baskı rejimiyle yöneten zihniyetin artık görmesi gereken gerçek şudur: Medya kuruluşları itibar müesseseleridir; keyfî müdahalelere açık hedefler değildir.
Bu nedenle;
Kanalın canlı yayınının engellenmesi kabul edilemez.
Yayın politikası, kanalın kendi habercileri dışlanarak ve dışarıdan dayatılarak belirlenemez.
Çalışanların özlük haklarının korunması, ertelenemez bir önceliktir.
Bir yayın kuruluşunun haberlerini eleştirmek, yanlış bulduğumuz yayınlara itiraz etmek ve yasal haklarımızı kullanmak, demokratik hayatın doğal bir parçasıdır. Ancak bir kuruma ilişkin iddialar; savunma hakkı, masumiyet karinesi ve hukuki güvenceler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bugün yaşanan olayın gerekçeleri ve soruşturmanın kapsamı bütün yönleriyle açıklığa kavuşmadan peşin hüküm vermek, hukuku ayaklar altına almaktır.
Kanala kayyım atayanları eleştirmek yerine Erdoğan’ı eleştirmek yerine
Cumhuriyet Halk Partisi’ne saldırmayı tercih edenleri de görüyoruz. Bize saldırmanın bir maliyeti yoktur; kayyım atayanları eleştirmenin ise açık bir bedeli vardır. Bu kolaycılığı anlıyoruz ancak bu, gerçekle yüzleşmenin yerini tutmaz.
Yetkili kurumların hukuka uygun hareket etmesi, sürecin şeffaf yürütülmesi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi zorunluluktur.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak kişilere ve kurumlara göre değişmeyen bir hukuk anlayışını savunuyoruz. Eleştiri hakkı kadar sorumluluk, özgürlük kadar hukuk ve iddialar karşısında gerçeğin ortaya çıkarılması da demokratik düzenin vazgeçilmez unsurlarıdır.
Türkiye’nin ihtiyacı; güven veren bir hukuk düzeni, şeffaflık ve demokratik kurumların güçlendirilmesidir.
Hak, hukuk ve adalet mücadelesi çerçevesinde Halk TV sürecini dikkatle ve yakından izleyecek; halkın haber alma özgürlüğüne ve medya çalışanlarının haklarına zarar verecek her türlü adımın karşısında duracağız.
(Editör: Başak Şelik)